Düşünün ve empati kurun siz devlet lisesinde okuyan öğrencisiniz.. 


Sabah 07:00 kalkıyorsunuz okula gidiyorsunuz gerekli gereksiz bütün derslere giriyorsunuz derslere giren öğretmenlerinizin hemen hepsi okul dışında bir etüt merkezinde çalışıyor veya ortak...


Verilen eğitim- öğretim bu öğretmenlerin vicdanına kalmıştır. okulda her öğrencinin dershaneye gitme ihtiyacı olduğu algısı oluşturulmuştur.  gün boyunca kalabalık, gürültülü dersin sağlıklı, işlenmediği bir  okuldan çıkıp dershane yolunu tutuyorsunuz. 


Dershaneden akşam 20:00-21:00 gibi çıkıyorsunuz ve eve geldiğinizde saat 22:00...
Vücut yorgun, beyin yorgun bir halde sağlıklı beslenmediğiniz bir gün sonunda yetiştiremediğiniz okul yazılılarına çalışma ve dershanede işlenen  derslerin sorularını çözmek zorundasınız. yeterli çalışmaya dinlenmeye zamanınız yok ancak sizden'de bu şartlar altında üstün başarılar beklenmektedir....


Çünkü Dışarıdan bakıldığında siz hem okulda hemde dershanede eğitim görüyorsunuz çok ders aldığınızdan dolayı başarısızlık söz konusu bile olamaz. Ancak gittiğiniz dershane ise ek bir pozisyonda olduğu  için kısıtlı bir zaman diliminde size çok şey öğretmek zorunda kalmıştır. Buda haliyle bilgi yığılması ve zihin yorgunluğu sonucunda öğretilerin kalıcılığı mümkün olmayacaktır. Çünkü Zihnin Dinlendirmeye ve çalışmaya yeterli zamanınız yok. 

üniversiteye hazırlanmış olduğunuz bu süreç zarfında kaygı, stres, öz güven kaygı gibi bir sürü psikolojik sorunları'da beraberinde getirerek sınav maratonunda bir öğretim karmaşası sizi her anlamda enkaza çevirmiştir. ve  düşünün! iyi bir  üniversiteye gitmek için sınavda sorumlu olduğunuz dört yıllık lise programın sadece son yıl dershaneye giderek mi mümkün? 

Yoksa dört yıl boyunca üniversiteye hazırlık programı uygulayan bir özel liseye mi?